27 Temmuz 2012 Cuma

Fire Dergisi Çıktı.


Aynı masalları dinlemelerine rağmen ötekiler hiç böyle bir şey yaşamadılar’  Novalis



            Bugün sanatın bir çok alanda yeni bir perspektife ihtiyacı var. Uzun zorlu bir yolcululuk gerekli.  Ama bizler bütün bu macerayı tek başımıza göze alamayacağımızın farkındayız. Kalabalık değiliz çoğalmak istiyoruz. Bir arada olmak önemli. Yazı ve çizgi metalaştığından beri anlatacaklarımız hep piyasanın duvarlarına çarpıyor. Bugün bir şeyler söylemek, çok zor; Ama her zamankinden de daha çok gerekli. Biz gerçekleşmesi zor bir rastlantının meyvesi olarak bir araya geldik. Anlatacağımız çok şey var: Hepsi yalnızca sizin hikayeleriniz; ama hiçbirini bu şekilde duyup görmediniz. Çünkü biz birer aynayız. Görünen gerçeğin kendisi değil onun arkasındaki görmezden gelinen yansımayız. Buzdağlarının çok gidilip hiç görülmeyen yerlerinde oyunlar oynuyoruz biraz. Gerçeğin görülmeyen  taraflarını göstermek için buradayız. Hikayeler ve insanlar aynı ama görecekleriniz çok farklı. İçimizden geçerek yansımaları yaratan ışığın çok farklı renkler oluşturacağına inanıyoruz. Ne  doğruyuz ne de yanlış. Belki mütevazi bir avangard. (her avangardın her özgürlük gibi sonunda zıddına dönüşeceğini bilerek)  Çizgilerle bir yerlere varmayı düşlüyoruz. Çizgilerle yeni bir yol açabilir miyiz? Henüz bilmiyoruz. Yolcuğumuzun temel prensibi ‘değişim’. Anlattıkça yol alıp yenileneceğiz. 


Sözün özü adımızda saklı. 'Fire'.

 'Fire' adını, farklı dillerde farklı anlamları barındırdığı için tercih ettik.   İngilizcede ateş ve ateşe vermek türkçede ise fire vermek anlamına gelmesi bizim çizerlik anlayışımızı yansıtan eylemlerdi. Bir sözcüğün farklı dillerdeki farklı anlam yankılarının zor rastlantısı... Sanatta böyle bir şey hayat gibi biraz rastlantısı sıktır.

 Tek bir ülkenin değil birden fazla ülkenin okuyucusuna ulaşma amacıyla çıkan bir dergi fire. Bu yüzden dergide evrensel bir mizah anlayışı var.Yazısız karikatürün izinde gidiyoruz. Mütevazi bir deneme atışı oldu ilk sayımız. En başta başkalarından önce biraz kendi içimizdeki çocuğu eğlendirelim dedik.


 Dergiyi edinmek isteyenler bana mail atabilir.Sevgiler...

gunberkgulderen@gmail.com

11 Temmuz 2012 Çarşamba

En Az Üç Çocuk Bayanlar-Baylar...




İleride bir gün belki çocuklarınız olacak. Ve evladınız size ' ben nasıl oldum?'gibi zalim bir soru sorduğunda siz artık 'seni leylekler getirdi' yerine 
-Yavrum seni Tayyip getirdi ondan böyle oldun...
diyebileceksiniz.
Böyle de bir ayrıcalığınız var artık köftehorlar çok şanslısınız...

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Sivas Katliamı



Sivas katliamını unutma! Geçmişte yakmaya izin verip de bugün anmaya izin vermeyenler, yaptıkları müzeyi gerçekten kime armağan ediyorlar? Geçmişle hesaplaşma değil, geçmişi unutturma çabası bütün bunlar. 


Geçtğimiz sene yapılan müzede katillerle aynı duvarda ölenlerin isimlerini anmak onların anısına tükürmek değil midir ?


Geçtimiğimiz Sene Sivas valisi, isimleri Madımak'ın duvarına yazarken insan ayrımı yapmadık dedi. Duvara yazdıkları isimlerden iki tanesi linç için yangın merdivenine tırmanıp ölen katillerden. İnsan-hayvan ayrımı yapmadık demek daha doğru olurmuş...




Dipnot: Bu geçen sene çizdiğim bir karikatür.Gündemin yakıcılığından ötürü yeniden paylaşma gereği duydum.